BEUN Bilim Kafede Hayat Kurtaran Konu: Organ Bağışı

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), akademinin bilgi birikimini doğrudan toplumla buluşturan “Bilim Kafe” etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor. “3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası” kapsamında BEUN Hastanesinde düzenlenen söyleşide, organ bağışının hayati önemi ve başvuru süreçleri ele alındı.
Moderatörlüğünü BEUN Bilim İletişim Ofis Sorumlusu Öğr. Gör. Yağmur Atalay’ın üstlendiği programa; BEUN Organ ve Doku Nakli Koordinatörü ve Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Aktunç konuşmacı olarak katıldı. Hasta ve hasta yakınlarının yer aldığı söyleşide, organ naklindeki başarılar ve kadavradan bağışın kritik rolü vurgulandı.
“Canlı Vericili Nakillerde Dünyada İlk Sıralardayız”
Türkiye’nin sağlık altyapısı ve organ nakli alanındaki küresel konumuna dikkat çeken Prof. Dr. Erol Aktunç, Türkiye’nin canlı vericilerden yapılan nakillerde dünyada ilk sıralarda yer aldığını belirtti. Başarı oranının son derece yüksek olduğuna işaret eden Aktunç, “Ülkemiz organ nakli başarısı ve nakil sonrası hastaların yaşam süreleri bakımından dünya çapında önemli bir yere sahiptir. Nakil yapılan hastalarımızın %90’ı sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam etmektedir. Ancak canlı vericili nakillerde ilk sıralarda olmamıza karşın kadavradan alınan nakiller henüz arzuladığımız düzeyde değildir” diyerek toplumsal bağış bilincinin artırılması gerektiğinin altını çizdi.
Organ Bağışı Nasıl Yapılır? e-Devlet Kolaylığı ve 18 Yaş Sınırı
Bağış sürecinin hukuki boyutlarını aktaran Prof. Dr. Erol Aktunç, vatandaşların Aile Sağlığı Merkezleri, devlet hastaneleri ve toplum sağlığı merkezlerindeki ilgili birimlere başvurarak organ bağış formunu doldurabileceklerini ifade etti.
Süreçlerin dijitalleşmesiyle büyük bir kolaylık sağlandığını hatırlatan Aktunç, “Vatandaşlarımız e-Devlet sistemi üzerinden de saniyeler içinde organ bağışı bildiriminde bulunabilir, diledikleri takdirde yine aynı sistem üzerinden bağışlarını iptal edebilirler. Hukuki prosedür gereği 18 yaşından küçük bireyler organ bağışında bulunamazlar; ancak 18 yaş altındaki çocuk hastalarımıza organ ve doku nakli yapılabilmektedir” dedi.
İslam Dini Açısından Organ Nakli: “1980 Tarihli Karar Açık”
Toplumda organ bağışına dair var olan tereddütlere de açıklık getiren Prof. Dr. Aktunç, dinî açıdan herhangi bir engelin bulunmadığını hatırlattı. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulunun 1980 yılında aldığı karara atıfta bulunan Aktunç, organ naklinin ve bağışının İslam dinine tamamen uygun olduğunun resmî olarak karara bağlandığını belirterek, hayatta iken yapılan organ bağışının bir insanlık görevi niteliğinde olduğunu vurguladı.
Türkiye’de En Çok Hangi Organa İhtiyaç Duyuluyor?
Ülkemizdeki organ nakli bekleme listelerine dair veriler paylaşan Aktunç, ilk sırada böbrek naklinin geldiğini kaydetti. Türkiye genelinde yılda 30-35 bin civarında hastanın doku ve organ beklediğini ifade eden Aktunç, bu hastaların yaklaşık 25 bininin böbrek hastası olduğunu belirtti.
Böbrek yetmezliği yaşayan hastaların diyaliz olanağıyla bir süre yaşatılabildiğini söyleyen Aktunç; “İkinci sırada ise karaciğer nakli yer almaktadır. Karaciğer yetmezliğinde ilerleyen süreçlerde hayati risk hızla yükselmektedir. Bir diğer kritik alan ise özellikle çocuklarda sıklıkla karşılaştığımız kalp yetmezliğidir. Kalp ve karaciğer gibi diyaliz alternatifi olmayan organlarda hastalarımızın yaşama tutunabilmesi için kadavradan organ bağışının artması hayati önem taşımaktadır” diye konuştu.
Nakil Sırası Neye Göre Belirleniyor? “Öncelik Hayati Risk ve Uyum”
Söyleşinin son bölümünde dinleyicilerin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Aktunç, organ bekleyen hastaların sıra kriterlerine dair merak edilenleri açıkladı. Sıralamanın tamamen Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi üzerinden şeffaf bir şekilde yönetildiğini belirten Aktunç; nakil sıralamasında temel kriterin hastanın hayati riski, organın aciliyeti, kan ve doku uyumu olduğunu söyledi. Böbrek nakillerinde hastanın diyalizde geçirdiği sürenin de dikkate alındığını ifade eden Aktunç, tüm sürecin merkeze kayıtlı hastalar arasında tıbbi öncelik ilkelerine göre yürütüldüğünü sözlerine ekledi.
Büyük bir ilgiyle takip edilen program, katılımcıların sorularının yanıtlanması ardından sona erdi.
